« Önceki | Sonraki »

14/5/2008

dudaklarım avuçlarında

avuçlarini aç dudaklarini kapa
belki de bazen böyle yasamali insan
dudaklarindan düsemeyenleri
avuçlariyla anlatmali
kapatman gerek bazen biliyorum
avuçlarin nasil da konusuyor
parmaklarimin kirmizisinda
rüzgar kurutuyor avuçlarimi
ellerim bulaniyor dudaklarinda
kazagimda sakliyorum  avuçlarimi
tüm tümcelerim akiyor
kalbimden avuçlarina
dudaklarim kapali yine
biriktirdiklerim yillarca
simdi ellerimde toplaniyor...
o kadar sikma ellerini ama
fermuarladigin dudaklarin
duvarlarin buzulunda
birakamaz avucundaki tohumlari...
ve ellerini açamazsam sonunda
ben çoktan
dökülen kirintilarimi toplayip
sirtimda anlattiklarin
basladigimiz yerde olacagim bir anda.


19/4/2008

Sözlerim tutarsız

unutsam da odamın bir köşesinde
her sabah elim gidiyor üstüne üstüne
ellerimi kelepçeliyorum da
gözlerime yasak yok ya
doyuruyorum doyasıya

ellerim mi anlatan
yoksa sözlerim mi
ağlatan seni...
kördüğüm bir dikiş bulsam
öyle bir kapatacağım ki
hiç dokunmayacak,
ve hiç tutunmayacak
kelimelerim ağlarına..

23/3/2008

İstemeden Yaşamak

yürürken kaçıramıyourum gözlerimi
her geçenden  bir alacağım var
her birine eskiden birşeyler vermişim
hayatımın bir kısmını feda etmişim gibi...

ben tanıyorum bu kokuyu,
sanki kundakta sinmiş üstüme.
bir zamanlar çizmişler yolumu,
katettiğim yollara inanamazsın,
ama ben hala arıyorum o yolu.

belki de baştan belli olan,
biraz da doğru olandır
başka hayatları yaşamak,
başka kaderleri doldurmak
ne kadar dayanabilir ki
Sahnesi olmayan bir oyun da
ne kadar oynayabilir ki bir çocuk...

İçten yanmalı çukurlarım var
nasıl seviyorsun doldurmayı,
nasıl istiyorsun ulaşmayı,
bırak hep içimde kalsın
yaram çukurunda yaşasın

ben alıştım...
alacaklara, hayatlara,
yollara çukurlara,
ama biliyorum da,
gerçekler,
çoktan kazındı alnıma...

24/2/2008

son bakıştan bir önceki vapur

adam mı sarhoştu ?
yoksa güzel olan mı yakamozdu
rüzgarları da sanatkardı,
nasıl da yön verirdi,
o cılız yaşlarına...

bir İstanbul vardı...

karaları bağlamadı o gece.
kavuşturdu parmaklarını
ve bıraktı...

adam mı korkaktı,
yoksa korkuluklar mı?

21/2/2008

Nedendir ki,

boğazım kuruyorsa bazen
bu acı çektiğimden değil,
eski keşkelerime bakıp,
iç çekişimdendir.
gündüzlerimi saymıyorum ki günden
ne zaman ki gider güneş,
ben bakışlarımı o zaman açarım
sokak lambalarıdır bıkan benden
ve bir bir dökülür
içimdeki inciler
tenimde hissederim
o zehri inceden...
bizim içindir soğuk geceler,
demişler ya eskiden,
akşam olur, alem uyur
şairlere gündoğar...
ben çoktan alıştım buna
değişmek zor belki ama,
alış sende, alış...

Blogcu ile yapıldı